Karşıdan karşıya geçerkenki tereddüt

Efenim ya maruz kalmışsınızdır ya da insanları maruz bırakmışsınızdır… Neye diye sorar gibisiniz, bravo doğru soruların peşindesiniz 🙂 doğru soruların peşinde olmak insanı hep doğru cevaplara götürür… bununla ilgili bir yazım daha olacak ama şimdi mevzumuz başka…

Yoldasınız, karşıdan karşıya geçmeye çalışıyorsunuz, yayalara yeşil ışık… arabalar durur siz de karşıya geçersiniz, ama öyle bir an vardır ki siz tam karşıya geçmeye hazırlanırken ki çoğu zaman yayalara yeni yeşil yanmıştır ama acaba arabalar kendilerine yanan kırmızıda duracak mıdır?

Bilemezsiniz… bu soruya cevabınız çok muallakta olduğu için bir tereddüt anı yaşanır hem kafanız sağ tarafa doğru çevrili araçların geldiği yöne bakar hem de geçmeye hazır kafa hafif önde adım atmayı bekler duruş… evet evet bu duruş sadece bu coğrafyada yaşayan insanların anlayabileceği bir duruş… neyse efenim arabalar gelir yaya geçidine yarım kala (neyin yarımı bilemedim, metre mi santimetre mi artık ona siz karar verin) dururlar siz de karşıya geçersiniz… Yani yayalara yeşil yandığı anda karşıdan karşıya geçme özgüveni bu coğrafyanın insanına özgü değil…

Araya bir küçük hikaye gireyim… Amsterdam’dayız, hava attığım için söylemiyorum, hikayenin özü avrupalı… keh keh… neyse yolda bisiklet kullanıyoruz, ama öyle araba yolunda değil baya bisiklet yolu var onda bisiklet üzerindeyiz. Trafik ışıklarının olmadığı bir yaya kaldırımından birkaç yaya karşıdan karşıya geçerken yaya kaldırımına yarım kala bir araç ani duruş yapıyor, yayalardan karşıdan karşıya geçerken araçlar burun buruna gelen iki tanesi birden sola dönüyor ve flemenkçe (hollanda dili) birşeyler söylüyor kızgın bir şekilde… ne söylediklerini hala bilmiyorum ama trafik ışıklarının olmadığı bir yerde yayaların yaya kaldırımına çıktığında araçların durması gerektiği ile ilgili birşeyler olması gerek kızgınlıklarının ifadesi… sonra devam ediyorlar karşıdan karşıya geçmeye… tekrarlama ihtiyacı hissediyorum, trafik ışığı YOK!

Mevzumuza geri dönelim… efenim bu coğrafyada yaşayan insanlar olarak o tam kafamız 36 derece eğik, karşıdan karşıya geçsek mi bilemediğimiz tereddütün Hollanda’daki karşılığı araç sahibine kızgınlık… bir müddet düşündüm “lan neden böyle?” diye… sonra kırmızı ışık da dahil olmak üzere birsürü kural geldi aklıma, bu kuralların hepsi hepimizin bildiği hatta gündelik hayatında çok sık bir şekilde kullandığı kurallar. Kırmızı ışıkta durmak, bir şey için sıra beklemek vs vs…

Bize karşıdan karşıya geçerkenki tereddütü yaşatan iki şey var, birincisi o kuralın neden var olduğunu bilmememiz, ikincisi de o kurala uymayan, ve uymayabileceğini bildiğimiz birçok insanın var olması…

O kadar çok uymamız gereken ama bizim için düzenlenmemiş kural var ki (kırmızı ışık bunlardan biri değil malesef ama çıkış noktamız, olsun…) neden o kurala uymamız gerektiğini bilmiyoruz… ikincisi ise kurala uymayan birçok insan olması… insanlar neden kurallara uymaz? -kuralları denetleyen yoksa, kuralın neden var olduğunu bilmiyorsa ve kurala uymadığında herhangi bir sıkıntı olmayacağını düşünürse…

Uzun lafın kısası, günlük pratiklerimize yerleşmiş o kadar çok kural ve kaide var ki nedenini bilmediğimiz uymak zorunda hissetmiyoruz kendimizi…

He he götümden atıyorum… bir arkadaşınızın işe alımı için referans olmadınız mı -o arkadaşınızın o iş için uygun olup olmadığını gözetmeden-, sıra beklerken daha erkenden işimi nasıl çözerim diye düşündüğünüz olmadı mı, ya da işinizi halledebilecek bir tanıdığa danıştığınız ve yardım istediğiniz? hiçbiri olmadı mı? bravo örnek ve diğerlerinin gözünde keriz(!) bir yurttaşsınız…

İnsanlar neyin neden var olduğunu bilmezlerse özgürleşemezler… kurallar da öyle… ya Hollanda’daki gibi neyin neden var olduğunu bilir ve siz yaya şeridindeyken hızla yaklaşan araca kızarsınız, ya da Türkiye’deki gibi 36 derece kafası eğik bir şekilde karşıdan karşıya geçmeye tereddüt edersiniz… Kurallar size göre düzenlenmişse eğer toplumsal bir iyi için var olduğunu bilir ve gözetirsiniz… size göre düzenlenmemiş ve neden var olduğunu bilmezseniz hep bir tereddütte yaşarsınız… acaba geçsem mi? yoksa dursam mı?

Bence ne geçin ne durun… geçmenin ya da durmanın toplumsal olarak ne ifade ettiğine bakın…

Azcık aklımdan geçeni olduğu gibi yazdığım bir yazı oldu ama hayırlısı zaten siz de muhtemelen fazla boş olduğunuz için okudunuz… yoksa ne gerek var bi dolu ard arda dizilmiş kelimeyi okumaya?

ok. kib. bye.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Blog at WordPress.com.

Up ↑

%d bloggers like this: